NEDEN FEBAYDER'E ÜYE OLMALISINIZ? ÇÜNKÜ...
Fener-Balat-Ayvansaray’da ikamet eden herkesi, mülk sahibi ya da kiracı hepinizi derneğimize üye olmaya davet ediyoruz. Yarın sizin için çok geç olabilir. Hemen derneğimize üye olun ve harekete geçelim. Ancak birlikten doğan bir güçle bu dava kazanılabilir.
Fener-Balat-Ayvansaray’da tapulu mülkü olan dostlarımız, mülkünüzün bulunduğu toprakların İstanbul’un en değerli toprakları olduğunu biliyor musunuz?
Sakın sizi 75.000TL-100.000TL gibi gülünç rakamlarla aldatmasınlar. Sakın sizi 50-60 metrekarelik daireler için ikna etmesinler. Oturduğunuz yerlerde ömrünüz geçti.
Eğer bu yerlerde iyi yaşamaya hakkı olan biri varsa o da sizsisin ve burada yaşamaya devam etmelisiniz. Sizi buralardan sürmelerine izin vermeyin;
Derneğimize gelin; Bilgi alın; Toplu hareket edelim. Hakkımızı sonuna kadar birlikte arayalım. Topraklarımızın bir Holdinge peşkeş çekilmesine izin vermeyelim.
Şimdi Birlikte hareket etmenin zamanı. Dini, dili, ırkı ne olursa olsun hepimiz kardeşiz. Hak için ve adalet için birleşelim. Birlikte hareket edelim. Haklarımızı isteyelim, elde edelim.
Tek tek görüşmelerle kimseye yem olmayalım.
Biz mülklerimizi paramızla aldık. Devletin hazinesine gecekondu kurmadık. Kimsenin toprağında işgalci değiliz, kendi mülklerimizin sahipleriyiz…
Biz daha iyi imkanlarda yaşamaya, Fener-Balat-Ayvansaray’ın daha güzel bir yer haline getirilmesine karşı değiliz; biz mülkiyet haklarımızın hiçe sayılmasına, evlerimizin yıkılmasına, hak ettiğimiz değerin bize verilmemesine, yaşadığımız bölgede sığıntı haline getirilmeye karşıyız.
Buraların yaşadığımız mahalle olmaktan çıkıp bambaşka bir yer haline dönüştürülmesine karşıyız. Buraya sonradan gelecek paralı sınıfın mahallemizde bize üvey evlat muamelesinde bulunmasına karşıyız.
Bu bir hak arama mücadelesidir. Bu mücadelede ancak birlikte hareket edersek kazanma şansımız vardır. Sulukule ve Tarlabaşındaki örgütlü mücadele sayesinde bugün önemli yollar kat edilmiştir.
Gelin birlik olalım...
Ancak bu şekilde taleplerimizi dinletebiliriz. Ancak bu şekilde varlığımızı ciddiye aldırtabiliriz. Ancak bu şekilde haklarımızı elde ederiz.
Tek başınayken aldatmaları, mağdur etmeleri, ezmeleri kolaydır bizi. Ama toplu halde hareket edersek bu mümkün değildir. Tapularımızı almaları, kamulaştırma yapmaları, zor kullanmaları mümkün değildir.
Arkamızda derneğimiz olacak ve haklarımızı sonuna kadar koruyacaktır.
Dernek avukatlarımız, bizimle aynı mücadeleyi veren Sivil Toplum Kuruluşları ve Tarlabaşı gibi diğer kardeş dernekler hep arkamızda olacaktır. Mimarlar Odası gibi İstanbul’daki tarihi ve mimari dokuyu korumaya çalışan kurum ve kuruluşlar arkamızda olacaktır. Yalnız olmayacağız.
Bu mücadeleyi kazanacağız. Yeter ki birlikteliğin gücüne inanalım ve FEBAYDER'e üye olalım.
Hepimiz çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini düşünmek zorundayız. Yıkım için yarın dozerler bölgemize geldiğinde çok geç olabilir. Geç kalmayalım ve derhal harekete geçelim…
Umutsuz değiliz.
Yalnız değiliz.
Bu bir hak mücadelesidir.
Haklıyız KAZANACAĞIZ…
Semt sakinleri Vodina caddesi No:38 de bulunan derneği ziyaret ederek bilgi alabilirler.
Dernek Tel: 0212 521 20 05 ÇİĞDEM ŞAHİN GSM: 05358157662
Üye: Önder Çanakçı
E-Mail: info@febayder.com
DİKKAT: Yakında belediye sizleri görüşmeye çağıracaktır. Gittiğiniz her görüşmede fotoğraflarınız çekilecek ses kaydınız alınacaktır. Sonra bu görüntüler ve ses kayıtları aleyhinize delil olarak sunulacaktır mahkemeye. Kendilerinin katılım sağlamak için her şeyi yaptıklarını, sizlerin sık sık görüşlerinize baş vurduklarını, uzlaşma için her yolu denedeklerini ama sizin uzlaşmaz taraf olduğunuzu iddia edecek ve bu şekilde mülkünüzü kamulaştırmak için gerekli yasal zeminleri hazırlayacaklardır.
Oysa daha baştan onların yaptığı bir sürü yanlışlık ve yasa dışı işlem vardır.
Hiç haberimiz olmadan, iznimizi bir yana bırakın bilgi vermeye bile gerek duymadan babalarının malıymış gibi evlerimizi, mülklerimizi bir özel firmaya, sahibinin başbakanın dünürü Çalık holdingin olduğu GAP inşaata vermişlerdir.
Bu bizim özel mülkümüz üzerinde tasarruf hakkı kullanmak demektir; mülkiyet hakkımızın açık ihlalidir.
Yine evlerimizin sahibi biz değilmişiz ya da ilerde olmayacakmışız gibi, sanki içinde biz yaşamıyormuşuz ya da ilerde yaşamayacakmışız gibi projeleri kendi keyiflerine ve çıkarlarına göre istedikleri mimarlık firmalarına ve şirketlere çizdirmişlerdir. Projelerin tamamen bizim isteğimiz ve taleplerimiz çerçevesinde şekillenmesi gerekirken bize danışmadan, haber vermeye gerek görmeden kendileri çizmiş, kendi kurullarından geçirmiş kendi belediyelerinde onaylamışlardır.
Bütün bu süreç yanlışlıklarla, hukuksuz ve yasal olmayan işlemlerle doludur!!!
Bu da yetmemiş gibi bizi evlerimizden göndermeye çoktan karar verdikleri için, bizi burada tutmayacak derecede düşük, neredeyse bedava denecek fiyatlarla evlerimize satış bedelleri belirlemiş, asla onayımız olmayacak bu fiyatlar üzerinden adımıza yüklenici firma ile anlaşmışlardır.
Bu şekilde fiyatları, oranları çoktan belirleyip anlaşma yaptıkları ortada iken bunlar şimdi, aradan 3 yıl geçtikten sonra neyin görüşmesini, neyin uzlaşmasını beklemektedirler.
Zaten 3 yıl önce yapılmış bir sözleşme ile belirlenmiş, tayin edilmiş değerleri dayatma yoluyla bize kabul ettirmekten başka bir şey olmayan bu sürece nasıl uzlaşma süreci dediklerini, bu dayatmaları kabul etmedik diye bizi nasıl uzlamazlıkla suçladıklarını kamuoyuna, mahkemelere anlatmamız gerekir...
Durum buyken aslında onlarla hiçbir şekilde görüşmeye gitmemek, onları muhatap dahi kabul etmemek en doğrusudur.
Dayattıkları ilişkilerin çoğu yasal değildir çünkü; açıkça bizim gayri mülkümüz üzerinde tasarruf hakkı kullanarak ona bedel biçmişler, bu değer üzerinden haberimiz olmadan, onayımız, vekaletimiz olmadan üçüncü bir tarafla sözleşme imzalamışlardır. Amaçları kesinlikle bize fikir sormak, danışmak değildir; kendi istedikleri koşulları zorla, devlet gücüyle dayatmak, kabul ettirmektir....
Bunu kabul edilmez bulunca da bizleri uzlaşmayan, anlaşmayan taraf ilan etmektir.
Bu zorbalıktır dostlar; lütfen bunu bize yapmalarına izin vermeyelim; hukuk yolu açıktır, bütün bunlar belgelidir; eninde sonunda hukuk yoluyla hakkımız sağlanacaktır. Onların oyununa gelmeyelim; sadaka gibi sundukları, hatta dayattıkları değerlere razı olmayalım;
Bunu bu halka layık gördüğü için aslında Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in herkesin karşısına geçip özür dilemesi gerekmektedir.
Bu noktadan sonra ne yapmalısınız?
Bu konuda FEBAYDER'i temsilci seçtiğinizi, kendinizin birebir görüşmeye gitmek yerine Derneğin bütün mülk sahipleri adına yapacağı görüşmeleri sizin adınıza da yaptığını kabul ettiğinizi, yani derneğe adınıza görüşme yapma yetkisi verdiğinizi belirten bir dilekçeyi Fatih Belediyesi'ne verebilirsiniz...
FEBAYDER sizi belediye ile yaptığı her görüşme sonunda, belediyenin sunduğu seçeneklerle ilgili bilgilendirecek gerekli açıklamaları yapacak, yapmanız gerekenler konusunda sizi uyaracaktır. Bu uyarılara uyup uymamak sizin taktirinize kalmıştır ama en azından dernek bu yolla sonradan geri dönüşü mümkün olmayan yalnışlar yapmaktan sizi korumuş olacaktır.
Bu konuda bize güvenmeniz çok önemlidir. Aksi taktirde aşağıda Tarlabaşı mülk sahiplerinin düştüğü konuma düşebilir onların yaptığı yanlışları yapabilirsiniz...
Bugün Tarlabaşında binalarını çok ucuza sattğı için ah vah edenler çoktur.
Hele çul parasına sattıkları o yelerin gerçek değerinin aslında trilyonlar ettiğini duyduklarında...
Davamızı kazandığımızda biz direnen mülk sahipleri çok karlı çıkacağız bu mücadeleden... Hem evlerimiz, mahallemiz yıkımdan kurtulacak hem de satmak isteyenlerimiz için mülklerimiz bugünkü değerinden kat kat yüksek fiyatlarda değer bulacaktır.
Ama mülklerini çoktan elden çıkarmış olanlar bu konuda hiçbir hakka sahip olmayacaklardır. Bölgenin gerçek değerine kavuşmasından doğan avantajların hiçbirinden yararlanamayacaklardır.
Onlar için iş işten geçmiş olacaktır. Mallarını bedava denecek fiyatlarla elden çıkardıklarıyla kalacaklardır.
Birgün sattıkları binanın önünden geçerken kendilerinin 100 milyara 150 milyara sattıkları bu yerlerin artık bir trilyondan aşağı olmadığı söylendiğinide yürekleri burkulacak pişmanlık duyacaklardır.
Ama son pişmanlık fayda etmeyecektir. o yüzden geç olmadan, henüz evlerimiz, mahallemiz elimizdeyken küçük hesaplara, kandırmacalara, korkulara papuç bırakmayalım ve bu rant avcılarına mahallemizi, evlerimizi bırakmayalım.
Birlikte olursak başarabiliriz bunu...
Birlikkte olursak bu mücadeleyi kazanabiliriz...
BU KONUDA NEDEN BİRLİKTE HAREKET ETMEK ZORUNDA OLDUĞUMUZU ANLAMAK İÇİN TARLABAŞI DERNEĞİ BAŞKANI AHMET GÜN'ÜN BELEDİYE İLE GÖRÜŞMELERİ VE DENEYİMLERİNİ ANLATTIĞI AŞAĞIDAKİ YAZISINI OKUYUN LÜTFEN!!!
TARLABAŞI DERNEĞİ BAŞKANI AHMET GÜN'ÜN DERS NİTELİĞİNDEKİ AÇIKLAMARI
Tarlabaşı Mülk Sahipleri ve Kiracıları Kalkındırma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği 18.02.2008 tarihinde kurulmuştur. Kuruluş ismimizden de anlaşılacağı gibi kuruluşumuzda kiracıları da derneğimizin bünyesine kattık. Bunun anlamı kiracılarımız da bir parçamızdı. Onların da burada yaşam hakları ihlal edilmekteydi. Kiracılarımız da bu bölgede ticaret yapıp hem devletimize vergi ödüyorlar hem de bizlere kira ödüyorlardı hem de istihdam yaratıyorlardı. Hem de o bölgede kendi yaşamlarını sürdürüyorlardı. Onların da maduriyeti önemli olduğundan kiracıları da içimize aldık.
Ana amacımız mülk sahiplerinin ve kiracıların magduriyetlerini önlemek ve çözüm yolları aramaktı. Bu çözüm yollarını belediye yetkililerine anlatmak istiyorduk. Derneğin 18.02.2008 olan kuruluş tarihinden itibaren dernek yönetimi çalışmalara başladı. Bu çalışmaları yaparken 5366 sayılı yasayı alıp haklarımızı öğrenmek için incelemeye başladık. Sonra öğrendik ki bakanlar kurulu kararı ile binalarımızın bulunduğu alan 278 binanın 9 adanın bulunduğu alan resmi olarak yenileme alanı olarak ilan edilmiş. Sonra dernek yönetimi olarak belediye yetkilileri ile görüşmelere başladık. Toplantılar düzenledik. Bizler hak sahipleri olarak projeye karşı olmadığımızı kendilerine bildirdik. Fakat burada bir yenileme olmadığını, burada yerin altına ve yerin üzerine toplamda ortalama 12-14 katlı binalar yapılıyor olduğunu avan projelerden öğrendik.
Projenin içerisinde oteller, alışveriş merkezi, ticaret merkezi, arka adalarda da konutlar olduğunu görerek biz hak sahipleri bu projeye kat karşılığı usullerle katılmak istediğimizi anlattık. Zaten 5366 sayılı yasa da bizlere bu hakkı veriyordu. Bizler dernek yönetim kurulu olarak bu talebimizi belediye yetkililerine anlattığımızda büyük bir tepki ile karşılaştık. Aldığımız cevaplarla bu projenin hiç de halkın menfaati düşünülerek yapılmadığını anladık.
Projede bir alışveriş merkezi vardı.
Dernek yönetimi olarak alışveriş merkezinin yapılacağı adadaki mülk sahiplerine oradan dükkan vermeniz gerekir. Oradan hak sahiplerine dükkan verecek misiniz?" diye sorduğumuzda:
"Hayır, biz o alışveriş merkezinden hak sahiplerine 1 metrekare bile yer veremeyiz." diye cevap verdiler.
"Biz bu alışveriş merkezini proje üzerinden ünlü bir iş adamına sattık." dediklerinde Dernek yönetimi olarak şok olduk. Kulaklarımıza inanamadık.
Siz halkın tapulu malı üzerinde bir alışveriş merkezi yapacaksınız ve hak sahiplerine bu alışveriş merkezinden hiç hak tanımayacaksınız, nasıl olur böyle bir şey?" diye tepkimizi dile getirdik.
Bizleri ciddiye almadılar bile. Dinlemek istemediler. Bu alışveriş merkezinin yapılacağı ada ana cadde üzerinde ön cephe üzerinde. Proje alanında yer alan en değerli adalarından biri. Sonra öğrendik ki ön caddeye cepheli olan diğer 3 adanın da üzerinde 2 otel projesi var. Bir de ticaret merkezi projesi.
O otellerden biz mülk sahiplerine hak tanımak istemiyorlar. Öndeki bir diğer adaya da ticaret merkezi yapıyorlar. Biz baktık ki proje alanında bulunan 9 adanın ön caddeye cephesinde 1 alışveriş merkezi, 2 otel ve 1 ticaret merkezi yapılacak.
Proje alanının en değerli yerini inşaat şirketi kimseyle paylaşmak istemiyor, tekliflerden bunu anladık.
Biz de kendilerine "Böyle bir haksızlık olamaz. Siz bizim mülklerimizi gasp etmek istiyorsunuz. Hak sahiplerine ticaretini devam ettirmek için yer bile vermezken bizimle anlaşmayı nasıl düşünebiliyorsunuz?" dedik.
Biz Dernek yönetimi olarak bu şekilde tepkiimizi ortaya koydunca geri adım attılar. "Sadece 385 numaralı adanın üzerine yapacağımız otelin altına dükkan koyuyoruz ve size oradan dükkan vereceğiz." dediler.
385 numaralı adanın üzerinde yapılan otelin altında yer alacak olan her biri 20'şer metrekarelik küçük küçük dükkanlardan bahsediyorlardı. Bu dükkanların sayısı en fazla 10 ya da12 adet olabilirdi. Halbu ki proje alanında ticari faaliyeti olan 100'e yakın ticari işletme sahibi bulunmaktaydı. Bu 12 dükkanı 100 kişinin hangi birine paylaştıracaklardı anlamamıştık.
Bunun üzerine "Bu küçük küçük 10-12 tane dükkanla bu sorunlar çözülmez. Bizlere alışveriş merkezinden de yer verin." dedik.
"Asla olmaz, biz orayı zaten sattık, siz en iyisi mi yerleriniz için inşaat firması ile anlaşın dediler." dediler.
"Öyle diyorsanız o zaman biz de mülklerimizi satmıyoruz." dedik.
O zaman "biz de belediye olarak mülklerinizi acele kamulaştırırız." dediler.
Sürekli olarak "kamulaştırma" ile bizleri tehdit ettiler.
Pazarlıklar bu şekilde devam ederken bir gün bize "Biz proje alanındaki binalar için SPK'ya bağlı bir değerleme şirketine değer tespiti yaptırdık." dediler.
"Ya değerleri kabul edip mülklerinizi satacaksınız, ya da kabul etmezseniz size yeni projeden tespit ettiğimiz bu değerler üzerinden arka adalardan daire satacağız." dediler.
Biz de dernek yönetimi olarak sorduk: "Peki hak sahiplerine daire olarak ne kadar yer vereceksiniz?"
Bunun karşılığında aldığımız bilgiler özetle şöyle anlaşılabilir: Projenin bulunduğu alandaki binaların arka cephedeki ve arka adalardaki binaların oturdukları toprak arsa (taban alanı) metrekaresine 1.000TL ile 1.500TL arasında değer biçmişler. Ön cadde üzerindeki binaların toprak arsa (tabanalanı) metrekaresine de 7.000TL ile 8.000TL arasında değer biçmişler.
Bundan da şu anlaşılabilir: Arka cephedeki ve arka adalardaki binalara, 80 metrekare arsası olan ve üzerinde 5 katı olan bir binaya (katların değeri hiç hesaba katılmadığı için) sadece taban alanı kadar yani 80.000TL değer biçiyorlardı. (80x1000:80.000TL)
Ön cephedeki 80 metrekare arsası olan, altında dükkan olan ve üzerinde 5 katı olan binaya da 560.000TL ila 640.000TL arasında değer biçiyorlardı.(80x7000:560.000TL) (80x8000:640.000TL)
Bu değerler üzerinden "Ya binalarınızı satın ya da size o değerlere göre arka adalardan daireler verelim." diyorlardı.
"Peki bu değerlere karşılık ne kadar daire vereceksiniz?" diye sorduğumuzda sözlü olarak öndeki binalara 60-70 metrekare büyüklüğünde daireler önerdiler.
"Arkadaki bina sahiplerine ne vereceksiniz?" diye sorduğumuzda da,
"Onların değerleri az, onlara 30 metrekare daire verebiliriz." dediler.
Projede 30 metrekarelik daireler olmadığından arka cephedeki hak sahipleri 60 metrekarelik daire almak isterlerse şirkete 30 metrekare için borçlanarak ancak bir daire sahibi olabileceklerdi.
"Peki, 30 metrekareye hak sahipleri ne kadar para ödeyecek?" diye sorduğumuzda
"Metrekaresine 4.000 Dolardan hak sahibi borçlanır." dediler.
"Hak sahibinin hiç zararı yok. Bu proje bittiğinde burada bir dairenin metrekaresi 10.000 Dolar olacak. Mülk sahibinin zararı değil karı olacak" diyorlardı bir de hiç utanmadan.
Biz de şunu söyledik bunun üzerine: "Siz vatandaşın 80 metrekare arsasının üzerine yerin altına ve yerin üzerine olmak kaydıyla 12-14 katlık inşaat yapıyorsunuz. Hak sahibinin 80 metrekare toprağının üzerine yerin altı ve üzerine olmak kaydıyla 12 kat yaptığınızda hesap etsek 960 metrekarelik bir inşaat alanı elde ediyorsunuz. Bu inşaat alanı hiç yokmuş gibi sadece arsa metrekaresinden yani 80 metrekare taban alanından pazarlık yapıyorsunuz? bunun hakla hukukla ilgisi nerede?"
Bu şekilde tepkimizi dile getirince:
Mülklerin değeri bu. Siz en iyisi binalarınızı satın. Başka bir yerde daire alırsınız. İsterseniz size TOKİ'den öncelik tanırız. Sıraya yazılmadan TOKİ'nin Tuzla'daki veya Halkalı'daki projelerinde ev sahibi olursunuz." dediler alay edercesine.
İstanbul'un merkezindeki bir yerinize karşı gösterdikleri bu yerler İstanbul'un 30-40 km dışındaki yerlerlerdi düşünün.
"Zaten ister anlaşın, ister anlaşmayın, siz bilirsiniz, elimizde acele kamulaştırma yetkisi var, mülklerinizi acele kamulaştırırız o zaman!"diye de sürekli göz dağı veriyorlardı.
Bu şekilde görüşmelerimiz yaklaşık 5 ay kadar sürdü. Hiçbir sonuç alamadık. Sonra belediye ve GAP İnşaat yetkilileri hak sahiplerini tek tek görüşmelere çağırdı.
"Bakın biz dernekle anlaşamadık. Siz derneği bırakın, Dernek yöneticilerini dinlemeyin, Ya önerdiğimiz 30-60 metrekare daireleri kabul edin ya da yerlerinizin para olarak karşılığını verelim satın gidin!..." diyerek halkın üzerindeki baskıyı sürekli olarak arttırdılar ve onları satışa zorladılar.
Halkın cahilliğinden yararlanarak sayılarını bilmiyoruz ama belki 100 hak sahibiyle anlaşmış olabilirler. Ama bu oran % 30 veya 40'ı geçmez. Proje alanında 540 tapu sahibi vardır. İşin bir başka boyutu da şudur: Bir çok ailenin bir binada bir tek dairesi vardır. Bu tür ailelerin sayısı çok fazladır. Onların da dairelerine 25.000TL-30.000TL-40.000TL gibi fiyatlar önermişlerdir. Bunlar kendilerine önerilen bu düşük değerlerden proje alanında daire talep edemeyeceklerii için onlara sadece "Paranı al ve git" denmektedir.
Bu anlattıklarımdan anlaşılacağı üzere projenin adil ve sosyal boyutu yoktur.
Taksim'in yanı başında Tarlabaşı'nın bulunduğu bölgenin toprağı çok değerli olduğundan siyasiler 5366 sayılı yasa ile bu değerli toprağı yandaşlarına peşkeş çekmek istemektedir. Biz de dernek olarak ve hak sahipleri olarak buna karşı çıkmaktayız. Karşı çıkmaya da devam edeceğiz. Kat karşılığı usul ile anlaşmak isterlerse pazarlık yapıp anlaşmak istiyoruz.
Halkımızın haklarını korumak için mücadeleye devam edeceğiz.
Yaklaşık 3 ay öncesinden belediye mülklerimizi kamulaştırma yapma kararı almıştır. Mahkemeler devam etmektedir. Dernek yönetimi görüşmeler yaparken mülk sahipleri olarak bizle anlaşma sağlarsanız konutlarda oturan kiracılara 10.000TL taşınma yardımı yapmalarını önerdik. Dükkan kiracılarına da 50.000TL taşınma ve başka yerde iş kurabilmeleri için para ödemelerini teklif ettik.
Belediye ve GAP İnşaat yetkililerinden büyük tepki aldık. Biz bu talepleri kabul edemeyiz. Şirket bu parayı ödeyemez dediler.
Proje alanının avan projeleri incelendiğinde inşaat şirketinin en az 2.000.000.000 Dolar bu projede rantı vardır.
Projenin aslı rant projesidir.
Adil bir yanı sosyal bir boyutu yoktur.
Son olarak kiracılara bu projede hiç bir hak tanınmamıştır. Şirket bazı satın aldığı binaların kiracılarına tahliye davası açmış kiralarını da 10 kat arttırdım diye noterden tebligat göndermiştir. Kiralarını ödeyemeyenlere de tahliye davası açılmıştır. Kiracılar da bu anlamda çok mağdur durumdadır.
Bu yapılanların hiç birisinin hakla adaletle ilgisi yoktur...



